Bazı cover’lar çok güzel…

Bazı cover’lar çok güzel…

Müzik başlı başına gerçekten ilginç bir deneyim. Bir parçayı albümden dinlemek farklı, konserde dinlemek farklı, normalde icra edildiğinden farklı enstrümanlar kullanarak icra edildiğinde dinlemek farklı, başka bir gruptan dinlemek de farklı…

Eğer parça güzelse, ne olursa olsun, içindeki hissi, duyguyu bir şekilde dinleyene aktarıyor. Hatta bazı parçalar öyle farklı şekilde tekrar yorumlanıyor ki neredeyse orijinalini unutturuyor, bambaşka duygulara yelken açtırıyor.
İşte sizler için seçtiğimiz birbirinden harika ‘cover’lar…

80’li yılların Alphaville tarafından bestelenmiş unutulmaz parçası Big in Japan’i 90’lı yıllarda Guano Apes tekrar yorumlamıştı. Guano Apes tek parçayla parlayan bir gruptu ama o yıllarda bu cover büyük kitlelere ulaşmıştı.

Bu orijinali

Bu da Guano Apes versiyonu

***

Parçaları olduğu halden daha sert ya da daha sakin yorumlamak her zaman cover yaparken gereken tezatı yaratıyor. Aynı sıradaki parçada olduğu gibi.

Soft Cell’in 1981 tarihli Tainted Love adlı eseri, Marilyn Manson’ın elinde bakın ne hale gelmekte:

Orijinali

Bu da Marilyn Manson yorumu… Manson tarzını direkt ortaya koymuş zaten.

***

Bazen yapılan cover, orijinaliyle aynı tarzda da olabiliyor. Fakat yine de ufak yorumlar dinleyicide bambaşka hisler yaratmaya yetiyor. Aşağıdaki örnekte olduğu gibi. The Commmodores bestesi Easy, Faith No More’un elinde aynı ama tamamen farklı bir hale bürünüyor.

Orijinali

Bu da Faith No More yorumu

***

Bir de nasıl çalınırsa çalınsın harika duyulan parçalar var. Bakınız 1970 model David Bowie klasiği The Man Who Sold The World’ü, başka bir efsane Nirvana nasıl yorumlamış… Kimilerine göre bu yorum, parçanın orijinaliyle yarışır bir halde. Karar sizin.

Bu da meşhur Nirvana Unplugged konserinden aynı parça

***

Bir de bazı gruplar var, özellikle yorum işine özel bir özen gösteriyorlar.
Bu gruplar ustalıkla parçaları bambaşka formlara çekebiliyor, adeta bizi zamanda yolcu edebiliyorlar. Hellsongs grubu böyle bir ekip.
Bakın trash metal devi Slayer’ın efsane parçası Seasons in The Abyss’i nereden nereye getirmişler.

Bu Slayer hali…

Bu da Hellsongs farkı ile bambaşka bir güzellik

***

Tabii konu cover’dan açılınca, son yılların fenomenleşmiş ekibi Scott Bradlee’s Postmodern Jukebox projesinden bahsetmemek olmaz.
Orijinal eserleri farklı yılların müzikal tarzlarıyla tekrar yorumlama konusunda gerçekten eşsizler…
Scott Bradlee’s Postmodern Jukebox projesini bizzat izlemek, bu deneyimi canlı yaşamak da mümkün.
Ekip 28 Ekim’de Ankara’da, 29 Ekim’de İstanbul’da ve 30 Ekim’de de İzmir’de sahne alacak.

Biletler için buraya tıklayabilirsiniz.

Rihanna’da Umbrella

Bu da Scott Bradlee’s Postmodern Jukebox yorumu.

Radiohead klasiği Creep

Scott Bradlee’s Postmodern Jukebox farkıyla bu hale geliyor.

Son olarak Lorde klasiği Royals’a biz göz atalım.

Sonra da Scott Bradlee’s Postmodern Jukebox yorumuyla geldiği yeni haline bakalım.