Modern bir müzik kutusu: Postmodern Jukebox

Postmodern Jukebox, 2011 yılında aranjör ve piyanist Scott Bradlee tarafından kurulan bir müzik kolektifi. Kendilerine kısaca PMJ de diyen ekip, popüler modern müziği, özellikle swing ve caz gibi 20. yüzyılın başlarında ortaya çıkaran türleri yeniden işleyerek eserlerini ortaya çıkartmakta.

İnternet üzerinde popülariteyi ve müzikal ‘fenomen’ olma kavramını başka bir boyuta taşıyan PMJ, YouTube’da 1.2 milyardan fazla izlenmeye ve 4 milyonun üzerinde de aboneye sahip, dev bir marka haline gelmiş durumda.

Grubun ‘cover’ yelpazesi, Lady Gaga ve The Strokes’tan, Katy Perry ve White Stripes’a kadar çeşitli türleri ve şarkıcıları kapsamakta.

Parçaların her biri, grubun kattığı değişik tat ve nostaljik yorum sayesinde yepyeni eserler haline gelmekte. Popüler kültürün yeniden yorumlanması hiç bu kadar eğlenceli ve sanatsal olmamıştı diyebiliriz.

Ekip, New York’ta bir bodrum katında müzik yapan küçük bir arkadaş grubu olarak yolculuklarına başladıklarından beri, Postmodern Jukebox adıyla 70 farklı şehirde performans gösterdi ve altı kıtayı gezdi. Kısa sürede müzikal başarısının yanı sıra PMJ ticari olarak da günümüzün en başarılı oluşumlarından biri haline geldi.

Postmodern Jukebox fikri, Scott Bradlee bir bodrum katında kolejden arkadaşlarıyla video çekmeye başladığında ortaya çıkar. Bu gruba bas gitarda Chris Anderson, saksafonda Ben Golder-Novick, harpte Brandee Younger ve vokalde Emma Walker dahil olur.

PMJ için dönüm noktası ise, Bradlee’nin videolarından birine Twitter’da ünlü yazar Neil Gaiman’dan bir mesaj gelmesidir. O günden sonra işler değişir.

‘Trift Shop’, grubun viral olarak ilk yayılan videolarından biri olarak tarihe geçer. Eser, 2013’te Billboard dergisinin caz listesine 8. sıradan giriş yapar.

2014’e geldiğimizde Kate Davis, üç saatlik bir provanın ardından, Meghan Brad şarkısı “All About That Bass” adlı eseri Scott Bradlee’nin oturma odasında grupla birlikte çalar. All About That Bass, 1940’ların düzenlemesiyle kısa sürede Billboard, The Huffington Post, ve PBS NewsHour’un dikkatini çeker.

PMJ için başarıya giden yol açık ve akıcıydı…

Buzfeed’in grubu keşfetmesiyle işler biraz daha büyümeye başlar. İnternette viral olan videoların yaratıcısı ekip, internetin en büyük trafik kaynaklarından birine konu olmaya başlamıştır.

Radiohead’in artık klasikleşmiş bir rock şarkısı haline gelen eseri Creep, grubun yorumuyla kısa sürede 35 milyon izlenmeye erişir. Günümüzde de eser, PMJ yorumuyla 65 milyonun üzerinde izlenmiş durumda.

Takvimler 2015’i gösterdiğinde Broadway oyuncusu ve vokalisti Shoshana Bean, PMJ’e katılır. Bu taze kanın ekibe dahil olmasıyla Sia’nın yürek söken parçası Chandelier, grubun repertuarına giriş yapar.

Sizleri bu güzel parçanın Dani Armstrong versiyonuyla baş başa bırakıyoruz.

2016 Şubat’ına geldiğimizde PMJ, David Bowie’nin ‘Heroes’ parçasını Dünya Kanser Günü kapsamında, Kanser Araştırma Enstitüsü’ne bağış toplamak için yorumlar. Yorum, birçok eleştirmen tarafından iyi geri dönüşler alır ve amacına da kısa sürede ulaşır. Parça, ayrıca sosyal sorumluluk projesi olan “If You Drive, Never Drink” kampanyasında da kullanılır.

2016’da ekip, ‘Reboxed’ adıyla eskiden yorumladıkları parçaları tekrar yorumlama yoluna gider. Bu vesileyle Lady Gaga’nın ‘Bad Romance’i ilk seçilen parça olur.

Postmodern Jukebox, aynı yıl reklam portalı AdWeek tarafından ‘’Yılın yaratıcılıkta çıtayı yükseğe çekenler’ listesine girer. Üretilen içeriğin özgünlüğü ve dikkat çekiciliği açısından, hem modern hem de ‘vintage’ tarzların mükemmel uyumu, artık PMJ’in imzası haline gelmiştir.

2018’e geldiğimizde ekibin kurucusu Scott Bradlee, deneyimlerini aktardığı Outside The Jukebox: How I Turned My Vintage Music Obsession Into My Dream Gig adlı kitabı çıkarır. Kitapta Bradlee müziğe ve yeniliklere, aynı zamanda eskiye olan tutkusunu anlatmaktadır.

2016 yılından beri etkin bir şekilde turne programına başlayan Postmodern Jukebox, aynı yıl Dubai Caz Festivali’nin açılışını yapar. 3 kıta ve 75 sahnede başarıyla performans gösteren ekip bundan sonra kendisini daha da büyütür. 2018’e geldiğimizde ise turne programına Afrika’yı da dahil eden bir mega proje haline gelmiştir.

Bu harika ekiple 28 Ekim’da Ankara, 29 Ekim’de İstanbul ve 30 Ekim’de de İzmir’de karşılaşabilir, dünyaca ünlü bu şovun bir parçası olabilirsiniz.

Biletler için buraya tıklayabilir, tüm ülkelerde sold-out olan gösterilere erkenden yerinizi ayırabilirsiniz.