Sahnelerden beyaz perdeye müzikaller

10-15 Aralık tarihleri arasında, sadece 8 özel performansla, orijinal West End kadrosuyla Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde buluşacağımız Fame müzikali öncesinde, sahnelerden beyaz perdeye uyarlanmış müzikalleri mercek altına aldık.

Modern Batı sahnelerinde 19. yüzyılda girmeye başlamış bir eğlence formu olan müzikallerin tarihi aslında çok eskilere, Antik Yunan’a kadar uzanmakta. Komedilere ve tragedyalara müzik ve dansın da eklemlenmesiyle oluşmaya başlayan tür, sonraki yıllarda Roma İmparatorluğu’nda da kendine yer bulan bir form oldu. Zaten bir yandan da ‘popüler’ bir eğlence olarak görülüyor, giderek halkın daha büyük bir kesiminin ilgisini çekiyordu. Çünkü tüm dertler tasalar, şarkılarla anlatılıyor, bu sayede verilmek istenen mesaj çok etkili bir şekilde izleyiciye aktarılabiliyordu.

Rönesans zamanında ve sonrasında da ‘Müzikal’ opera kavramı giderek evrimleşerek günümüze çok da fazla değişim geçirmeden gelmeyi başarmıştır.

1860’ların sonralarında artık Amerika kıtasında da modern müzikallerin ilk halleri kendini göstermeye başlamıştı. Haliyle sinemadan bir önceki format olduğundan, toplumun ilgilisi bu türe giderek artmış ve artık kendi içinde yıldızlarını ve efsanelerini çıkartmaya başlamıştı.
Gerçek anlamda ‘Broadway’ gösterileri ise ilk olarak 1866 yılında çıkmıştır.

1950’lere geldiğimizde ise artık günümüz popüler kültürü tarafından da bilinen müzikaller Broadway’e tek tek düşmeye başlar. 

Efsanevi müzikal The King and I (Kral ve Ben) 1951’de ilk kez sahnelenir.
Eser, büyük başarısının ardından o kadar çok ilgi görür ki 1956’da, o sırada Hollywood’un en sevilen isimlerinden Yul Brynner’ın başrolü oynadığı bir filme uyarlanır.

Filmin başarısının ardından 1957’de Batı Yakasının Hikayesi, Broadway’de sahnelenir. Bu eser de beklenen başarıyı yakalayınca hemen harika bir kast oluşturulur ve neredeyse müzikalinin kalitesini geçen bir prodüksiyon bütçesiyle 1961 yılında Batı Yakası’nın Hikayesi, beyaz perdede sinema izleyicisiyle buluşur. Film, müzikalden çok daha büyük başarı sağlar.

Eser her yönüyle popüler kültürün kilometre taşlarından biri haline gelir.



1980’lere geldiğimizde ise Victor Hugo’nun aynı adlı eserinden uyarlanan Les Miserables sahnelerde yerini alır. Les Miserables’ın beyaz perdeye müzikal olarak uyarlanması 2012’yi bulur.

Bu yıllarda Andrew Lloyd Webber müzikalleri de Broadway’i ele geçirmiştir.
Jesus Christ Superstar, içeriği ve bestelerinin güzelliğiyle, gerek sahnelerde gerekse de Broadway’de yıllar boyunca sahnelenecektir.

Tabii müzikal denildiğinde akıllara dünyanın en ünlü müzikallerinden FAME geliyor.
Müziğe ve dansa tutkulu gençlerin konservatuar hayatlarından yola çıkan, tutku ve gençlik dolu bir eser.

Dünyanın çeşitli sahnelerinde sergilenmiş ve her seferinde kendisine aşık etmeyi başarmış bu ünlü müzikal, İngiltere’deki ünlü West End sahnesinden orijinal kadrosuyla 10-15 Aralık tarihleri arasında, sadece 8 özel performansla Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde sizleri bekliyor. Muhteşem danslara ve harika bir müzikal performansa şimdiden kendinizi hazırlayın!

Bu efsanevi müzikalin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

İzlemeden önce müzikale hazırlanmak isterseniz de aşağıdaki çalma listesine göz atabilirsiniz.