Yepyeni ve hep tanıdığımız bir ses: Tamino Amir

Jeff Buckley, Matt Bellamy ve Thom Yorke’un kesişim kümesinde sizleri bekleyen sıra dışı bir ses ve yetenekle tanışın: Tamino Amir

 Belçika’da yaşayan Mısır kökenli Tamino Moharam Fouad, adını Mozart’ın Sihirli Flüt operasındaki ana karakterden almış.

Çarpıcı bir güzelliğe, farklı bir dinginliğe ve genç yaşına rağmen çok sıra dışı bir olgunluğa sahip bir şarkıcı kendisi.
Bu yanlarıyla bile izleyene adeta ‘Yeni bir Jeff Buckley’ izliyormuş havası veren bir hali de var.

Falsettolu narin vokali de bu konuda okların yönünü Buckley’e çekiyor ister istemez.

Tabii iki sanatçının da aslında izleyenlerine yaşattığı duygular da çok yakın. Parçaların formları, neredeyse her biri ayrı bir ağıt tadındaki melodileri, insanın yüreğini paramparça etmeye yetiyor.

Amir’in insana bir yandan da Radioahead’in az bildiğimiz bir parçasını yaşıyormuş havasını vermesi de cabası. Bu arada bas gitarda da zaten Radiohead’den Colin Greenwood var.

Tabii ki benzer zihinler müzikte de birbirini çekiyor…

Bir röportajında “Bana kullandığım falsetto’yu çok sevdiklerini söyleyenler var” diyor ve ekliyor: “Neden daha sık kullanmadığımı soruyorlar. Ama bunun bir numara ya da akrobatik bir şey gibi olmasını istemiyorum. Bunu yapmaktan gerçekten kaçınmam gerekiyor. Bana ne doğru hissettiriyorsa, o şekilde söylerim. ”

Amir’in konserleri de dingin bir ayin şeklinde geçmekte. Çok fazla hareket olmayan, müzikal formun izin verdiği ölçüde dolaşan, dinleyicisini kucaklayan ve kollarında bir geziye çıkaran yumuşak bir tarzı var. Massive Attack’a Jeff Buckley’le Thom Yorke’un birleşmesi bir vokalist gelmiş gibi hissettiren bir müzik sahnelemekte.

Ailesinin yanında müzikal yeteneklerini fark eden genç Tamino’nun bu yolculuğunda 1960’lı yıllarda Mısır sinemasının altın çağında şöhret kazanmış olan büyükbabasının katkılarını unutmamak gerek. Büyükbabasının sahne ismi “Nil’in Sesi” imiş… Ailedeki bu duygu yoğunluğunun kökenleri belki de Nil’in kıyılarından geliyordur, kim bilebilir?

Tamino büyükbabasını ziyaret ederken, bir kazancı da büyükbabasının dolabında keşfettiği gitar olmuş. Sonrası da zaten kendiliğinden ilerlemiş. Tamino, o gitarla beste yapmaya ve şarkılarını söylemeye başlamış.

Amir’in, birçoğu Irak ve Suriye’den gelen mülteci müzisyenlerden oluşan bir orkestrası var. Grubunun adının Arapça’da “müzikal nostalji” anlamına gelmesi de çok uygun çünkü Tamino üretimlerinde, dedesinin müziğinin eski dünya romantizmine dayanıyor, ancak aynı zamanda modern bir dokunuşla kattığı pop havaları da yepyeni bir türle seyircisini içine alıyor.

Tamino, “Eğer grubum bir Batı orkestrası olsaydı, notalara her ayrıntıyı eklemek zorunda kalacaktık ya da tam olarak yazıldığı gibi yapacaktık… Herhangi bir dinamik oynamadan, dümdüz bir çalımı ve performansı istemiyorum. Parçaların yapısındaki yükselmeler veya düşmeler olmadan eserler gerçekten dümdüz duyuluyor” diye  kendisini açıklıyor…

Gerçekten de müziğini dinlerken bir akarsuyun debisinin değişimi gibi zaman zaman sakin, zaman zamansa yüksek bir ruh haline kapılıyorsunuz.

Müziğindeki ton kıvrımları, Tamino’nun kendi sesinde duyduğunuz seslerle eşleşiyor – Arapça –Batı müziğinde fazla kullanılmayan- çeyrek notalar, ara sesler sizi kucaklıyor. Hep bildiğiniz ama ilk kez dinlediğiniz bir atmosferle sizi bambaşka yerlere götürüyor.

17 yaşında Amsterdam Kraliyet Konservatuvarı’nda aldığı nefes egzersizlerinden önce sesinin “korkunç” olduğunu söylemekten de çekinmiyor. Aldığı klasik eğitimi modern ve yöresel dokunuşlarla üretimlerini sürekli bambaşka bir seviyeye taşıyor. İzlemesi de dinlemesi de keyifli bir performans ortaya koyuyor.

“İnsanlar beni aradığım ve hayranı olduğum sanatçılarla karşılaştırdığında çok gurur duyuyorum” diyor ve ekliyor “Gençken o grupların çoğunu tanıdım: Radiohead, Nirvana, Tom Waits, Leonard Cohen, Beatles… Şarkı yazmak, öğrenmen gereken bir şey. Ama şarkı söylemek benim için çok farklı bir yerden geliyor. ”

Albümde karşılaştığımı modern müzikal tarza katkıda bulunan Radiohead basçısı Colin Greenwood, Tamino’yu Antwerp’te bir konsere getiren ortak bir arkadaş aracılığıyla tanımış ve işler ondan sonra bambaşka bir hal almış.

Bundan sonrasında Tamino’nun yolunun açık olduğunu çok kolay söyleyebiliriz.

Konserin biletlerini BURADA bulabilirsiniz. Şimdiden iyi konserler.